Kayıtlar

Şubat, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Resim
  GERİ   VİTES “Hayat seni geri vitese takabilir; ama asıl geri çekilen, kontrolün olmadığını sandığın ruhundur.” — Seneca’dan esinlenilerek Hikâyedeki sessiz gerilimi ve sabahın soğuk atmosferini hissetmek için Viktor Çoy – Kukushka ’yı açın. Her nota, geri vitese takılmanın o ürpertici anını yaşatacak. *** Sabahın erken saatinde dört arkadaş evin önünde, bizi şantiyedeki ofise götürecek servis aracını bekliyorduk. Önümüzden Lada marka bir polis arabası bütün soğukluğuyla geçti; çok değil, yüz metre gitmeden durdu. Geri vitese taktı, geri geri bize doğru gelmeye başladı. “Eyvah,” dedim içimden, “bakalım ne olacak?” Arabanın içinden iki polis çıktı; pasaportlarımızı görmek istedi. Benimki dahil iki pasaportta birtakım eksiklikler buldular. Dil problemine rağmen derdimi anlatmaya çalıştıysam da polis pek oralı olmuyordu. Ben de bizi almaya gelecek servis aracı gelene kadar zaman kazanmaya çalıştım. Ne de olsa serviste hem bu polislerin dilinden anlayacak bir doktor v...
Resim
  RAYLAR “Yaşamın önündeki en büyük engel, beklentidir.” — Seneca Bu hikâye bir istasyonda başlıyor. Gerisi içeride oluyor. Eşlik eden parça: Why Worry . Mark Knopfler bu kez cevap vermiyor; sadece yanında duruyor. *** Yoğun bir iş gününün ardından, kafamdaki bin bir meseleyle istasyona gelmiştim. Treni beklerken yapmam gereken bir telefon görüşmesi vardı. Konuşma uzadıkça uzadı. Trenler gelip gidiyor, ben ise aynı yerde, aynı cümlelerin etrafında dönüyordum. Rayların kenarında ileri geri yürürken zamanın nasıl geçtiğini fark etmedim. Belki kırk beş dakika, belki bir saat. Telefon konuşmamda hiçbir şeyi çözememiş, aynı meselelerin etrafında dönüp durmuştum. Bu durum beni daha da germişti. Hayat hep böyle değil mi? Konuşarak sorunları çözmemiz gerekirken çoğu zaman krizleri daha da derinleştiriyoruz. Bu tür konuşmalar hem zaman kaybı oluyor hem de insanı fazlasıyla yoruyor. Böyle bir ruh hâliyle istasyon boyunca dolaşırken, hâlâ telefon elimde konuşmaya devam ediyor...
Resim
  KAYBOLAN ATKI “Çoğu zaman gerçekte olandan değil, hayal ettiğimizden acı çekeriz.” — Seneca Kaybolan bir atkının ardında kalan şey soğuk değil, bir boşluktu. Bu boşluğa, Tanita Tikaram’ın Twist in My Sobriety si eşlik etsin. *** Soğuk ve yağmurlu bir sonbahar günüydü. Şemsiye taşımayı sevmediğim için, şiddetli yağmura denk gelmedikçe hafif çiselemeye karşı hep beremle meydan okurdum. Yıllanmış atkım ise boğazıma dolanır, soğuğa karşı korurdu beni; nice yıllar birlikte anılar biriktirmiştik. Bir yılbaşı hediyesi olarak hayatıma girmiş, nice anılarıma ortak olmuştu. Halihazırda bulunan hiçbir atkının yerini almasına izin vermemişti. Boğazımı kavrayışı, adeta kendi kendine bağlanışıyla aramızda sessiz bir bağ oluşmuştu. Atkı ve bere ikilisiyle yağmura karşı bir zırh giymişçesine otobüs durağına geldim. Otobüse bindiğimde rahatsız edici bir sıcaklık vardı. Beremi montumun sağ cebine, atkımı da boğazımdan çıkarıp sol cebime koydum. Önümü açtım; biraz ferahladım. Üsküdar’a doğru yol...
Resim
  İNİLMEMİŞ  DURAK “Bazı şeyler kaybolmaz; sadece ertelenir.” — Seneca Bu hikâye, doğru olanla içte kalan arasındaki mesafeyi anlatıyor. Bir durakta inilmeyen, bir sorumluluğa dokunup geri çekilen o kısa anı… Mark Knopfler – Postcards from Paraguay ile okunmalı. O akşam eve geç kalmam için hiçbir sebep yoktu. Metrodan çıkıp durağa yürürken her şey olması gerektiği gibiydi. Ne acele vardı ne de telaş. Yalnızca eve dönülen, sıradan bir akşamdı. En azından ben öyle sanıyordum. Otobüs fazla bekletmeden geldi. Kalabalıktı ama şansıma, şoförün hemen arkasındaki koltuk boştu. Küçük bir rahatlama duydum. Oturdum. Yanıma baktığımda uzun zamandır görmediğim bir arkadaşı fark ettim. Tesadüf hoşumuza gitti. Meğer evlerimiz de birbirine yakınmış. Zamanın araya koyduğu mesafeye rağmen sohbet kolayca aktı. İşten, hayattan, bir ara görüşürüz cümlelerinden konuştuk. Tanıdık bir ses, yolun gürültüsünü bastırıyordu. Otobüs ilerlerken yan taraftan bir ses duydum. Genç bir kız b...