Kayıtlar

Resim
  GERİ   VİTES “Hayat seni geri vitese takabilir; ama asıl geri çekilen, kontrolün olmadığını sandığın ruhundur.” — Seneca’dan esinlenilerek Hikâyedeki sessiz gerilimi ve sabahın soğuk atmosferini hissetmek için Viktor Çoy – Kukushka ’yı açın. Her nota, geri vitese takılmanın o ürpertici anını yaşatacak. *** Sabahın erken saatinde dört arkadaş evin önünde, bizi şantiyedeki ofise götürecek servis aracını bekliyorduk. Önümüzden Lada marka bir polis arabası bütün soğukluğuyla geçti; çok değil, yüz metre gitmeden durdu. Geri vitese taktı, geri geri bize doğru gelmeye başladı. “Eyvah,” dedim içimden, “bakalım ne olacak?” Arabanın içinden iki polis çıktı; pasaportlarımızı görmek istedi. Benimki dahil iki pasaportta birtakım eksiklikler buldular. Dil problemine rağmen derdimi anlatmaya çalıştıysam da polis pek oralı olmuyordu. Ben de bizi almaya gelecek servis aracı gelene kadar zaman kazanmaya çalıştım. Ne de olsa serviste hem bu polislerin dilinden anlayacak bir doktor v...
Resim
  RAYLAR “Yaşamın önündeki en büyük engel, beklentidir.” — Seneca Bu hikâye bir istasyonda başlıyor. Gerisi içeride oluyor. Eşlik eden parça: Why Worry . Mark Knopfler bu kez cevap vermiyor; sadece yanında duruyor. *** Yoğun bir iş gününün ardından, kafamdaki bin bir meseleyle istasyona gelmiştim. Treni beklerken yapmam gereken bir telefon görüşmesi vardı. Konuşma uzadıkça uzadı. Trenler gelip gidiyor, ben ise aynı yerde, aynı cümlelerin etrafında dönüyordum. Rayların kenarında ileri geri yürürken zamanın nasıl geçtiğini fark etmedim. Belki kırk beş dakika, belki bir saat. Telefon konuşmamda hiçbir şeyi çözememiş, aynı meselelerin etrafında dönüp durmuştum. Bu durum beni daha da germişti. Hayat hep böyle değil mi? Konuşarak sorunları çözmemiz gerekirken çoğu zaman krizleri daha da derinleştiriyoruz. Bu tür konuşmalar hem zaman kaybı oluyor hem de insanı fazlasıyla yoruyor. Böyle bir ruh hâliyle istasyon boyunca dolaşırken, hâlâ telefon elimde konuşmaya devam ediyor...
Resim
  KAYBOLAN ATKI “Çoğu zaman gerçekte olandan değil, hayal ettiğimizden acı çekeriz.” — Seneca Kaybolan bir atkının ardında kalan şey soğuk değil, bir boşluktu. Bu boşluğa, Tanita Tikaram’ın Twist in My Sobriety si eşlik etsin. *** Soğuk ve yağmurlu bir sonbahar günüydü. Şemsiye taşımayı sevmediğim için, şiddetli yağmura denk gelmedikçe hafif çiselemeye karşı hep beremle meydan okurdum. Yıllanmış atkım ise boğazıma dolanır, soğuğa karşı korurdu beni; nice yıllar birlikte anılar biriktirmiştik. Bir yılbaşı hediyesi olarak hayatıma girmiş, nice anılarıma ortak olmuştu. Halihazırda bulunan hiçbir atkının yerini almasına izin vermemişti. Boğazımı kavrayışı, adeta kendi kendine bağlanışıyla aramızda sessiz bir bağ oluşmuştu. Atkı ve bere ikilisiyle yağmura karşı bir zırh giymişçesine otobüs durağına geldim. Otobüse bindiğimde rahatsız edici bir sıcaklık vardı. Beremi montumun sağ cebine, atkımı da boğazımdan çıkarıp sol cebime koydum. Önümü açtım; biraz ferahladım. Üsküdar’a doğru yol...
Resim
  İNİLMEMİŞ  DURAK “Bazı şeyler kaybolmaz; sadece ertelenir.” — Seneca Bu hikâye, doğru olanla içte kalan arasındaki mesafeyi anlatıyor. Bir durakta inilmeyen, bir sorumluluğa dokunup geri çekilen o kısa anı… Mark Knopfler – Postcards from Paraguay ile okunmalı. O akşam eve geç kalmam için hiçbir sebep yoktu. Metrodan çıkıp durağa yürürken her şey olması gerektiği gibiydi. Ne acele vardı ne de telaş. Yalnızca eve dönülen, sıradan bir akşamdı. En azından ben öyle sanıyordum. Otobüs fazla bekletmeden geldi. Kalabalıktı ama şansıma, şoförün hemen arkasındaki koltuk boştu. Küçük bir rahatlama duydum. Oturdum. Yanıma baktığımda uzun zamandır görmediğim bir arkadaşı fark ettim. Tesadüf hoşumuza gitti. Meğer evlerimiz de birbirine yakınmış. Zamanın araya koyduğu mesafeye rağmen sohbet kolayca aktı. İşten, hayattan, bir ara görüşürüz cümlelerinden konuştuk. Tanıdık bir ses, yolun gürültüsünü bastırıyordu. Otobüs ilerlerken yan taraftan bir ses duydum. Genç bir kız b...
Resim
  BİR UÇUŞLUK YAKINLIK “Geçici olan her şey, dokunduğu sürece kalıcıdır.” — Seneca Bazı yolculuklar var, varış noktasından çok hatırladığın ana varır. Bu hikâye, kelimelerin sustuğu bir anda kurulan yakınlığa eşlik etsin diye Samira Said – Youm Wara Youm ile okunmalı. O ülkede üç yıldan fazla zamanım geçmişti. Hemen hemen her ay, en az iki kez Mohamed Boudiaf Havalimanı ile Houari Boumediene Havalimanı arasında gidip gelirdim. Şantiyeden kısa süreliğine uzaklaşıp ülkenin başkentine gitmek, benim için biraz hava almak, nefes almak gibiydi. Her ne kadar işin verdiği stres gittiğim her yerde beni takip ediyor olsa da, bu yolculuklar bir tür hava değişimi gibi gelirdi. Uçuşlarda ne kadar rötar olacağı belirsizdi; belli bir düzensizlik içinde gider gelirdik. İç hatlarda koltuk numaralarının bile bir önemi yoktu, herkes bulduğu yere otururdu. Ben de genelde uçağı beklerken tanıştığım biriyle yan yana oturur, yolculuğu birlikte geçirirdim. Bu düzensizlik içinde, sosy...
Resim
  BİR KAYBOLUŞUN HİKAYESİ “Bazı şeyler açıklanmak için değil, katlanılmak için vardır.” — Seneca Bu hikâye, hatırlanamayan bir dönüşün ve cevapsız kalan bir karşılaşmanın etrafında dolaşıyor. Çocukluğun karanlık bir akşamında, sokakta kaybolan bir çocuğun değil; anlamını yitiren bir dünyanın hikâyesi bu. Bazı anlar vardır, üzerinden yıllar geçse de açıklanamaz; yalnızca taşınır. Bu yüzden bu metin, Bülent Ortaçgil’in Eylül Akşamı eşliğinde okunmalı. Çünkü bazı kayboluşlar, ancak bir şarkının bıraktığı boşlukta tamamlanır. *** Çocukluğumun henüz sokaklara çıkmaya başlamadığım bir dönemiydi. Sokak, camın ardında merakla ve özlemle seyrettiğim; heyecan uyandıran, sınırsız bir dünyaydı. O akşam ablam bakkala giderken, onun peşine takılmak sokakla kucaklaşmak için bir fırsat gibiydi. Ablam istemese de yoğun ısrarımı kıramadı ve beni de yanına aldı. Birlikte iki kat aşağı indik. Evin kapısından çıkmak, apartman boşluğunda merdivenlerden inmek… Sokakla aramda artık yalnızca birkaç a...